 |
| Sayaç |
21 Kayitli üye.
Online: 3 Gäste |
| Ziyaretci |
| bugün: |
|
10 |
| dün: |
|
34 |
| toplam: |
|
71336 |
|
|
|
|
 |
|
 |
 |
| qwe » ATLILAR |
ATLILAR
16.08.2009 - 03:02 von
ATLILAR
FILOZOF /AA/
Bol tepeli, tepeleri meşeli ve yüceleri kayalıklı olan iki dereli köyümüz, aslında hayvancılığa da, tarıma da elverişli değildi. Köylüler on iki ay kesintisiz çalışır yinede dışardan gelecek olan paraya bağımlı yaşarlardı.
Her tarafı topraktan olan evlerimizin çoğunda pencereler tepede olurdu. Yeni yapılan evlerde pencereler duvarda ama küçüktü ve etrafı beyaz badanayla badanalanırdı. Kışlar bol karlı ve soğuk geçerdi. Köylüler karı sürümek ve hayvanların bakımı dışında evde oturur, erkekler bir araya gelir cenkleme (destan) okur, kahvede oşkin oynar zaman geçirirlerdi. Böyle soğuk ve karlı gecelerde, gaz lambasının altında, sobanın kenarında yoğunlukla ayran ve pilavdan oluşan yemeğimizi yer ve erkenden uyurduk. Bazı geceler kaçakçıların nal sesleri, taş kaplı sokağımızda yankılanırken, küçük yüreklerimiz yerlerinden fırlayacak gibi olurdu.
Uzaklardan gelen bu kaçakçıların besili, rahvan atları, ihtilal adımları atar gibi geçerlerdi evlerimizin önünden. Küçük penceremizin perdesini azcık açar ve çok korkmamıza rağmen yığılıp o delikten bu atlıları görmeye çalışırdık. Büyükler hem merak hem de korkmayalım diye bizi ittirir yoğunlukla onlar bakardı. Biz arada gördüklerimizle yetinirdik. Atın üstünde yanlara sarkık heybelerin içinde her cinsten silah dururdu, bacaklarının altında da büyük bir silah vardı. Kocaman bıyıklı bu atlılar nereden bulurlardı bilinmez ama getirip köylerde silah satarlardı. Gece duyulan nal sesleri bizi korkutur, heyecanlandırır ve cama çekerdi. Bu korkusuz, kimliksiz, esrarengiz atlıları görme duygusu içimizi coştururdu.
En yoğun mevsim yazdı; oğlaklar, keçiler, inekler ve yavrulayamayan ya da o yıl yavrulamayan büyük baş hayvanlar ayrı ayrı naxır (sürü) yapılar sırayla her birini bir hane otlatırdı. Önce otlar biçilir, sonra fiğ, arpa, küşne en son buğday biçilirdi. Fiğ, arpa ve küşne geme vurulurdu. Bu biz çocukların en çok sevdiği işti. Sonra buğday patosa verilir, yıkanır ve değirmene götürülüp öğütülürdü.
Sonbaharda dağa oduna gidilir, damların üstü sıvanır ve hayvanlar için yapraklı meşeler kesilirdi. Taşımacılık yoğunlukla at, eşek nadir olarak da traktör kullanılırdı.
Yaz bitince düğünler başlardı, köyde eğlence ya doğumda ya da düğünde olur. Doğumlarda def (arbani) çalınır, şarkılar söylenir, erkek kılığına giren kadınlar tiyatral gösteriler yapardı. Düğünler daha coşkuluydu üç gün üç gece sürerdi, davulun sesi karşı köylerden duyulurdu. Eğer damat bizim köydense neşemiz daha çok olurdu. Kız tarafına pek uğramazdık. Orası yas evi gibiydi. Ama damat evinde; yemekler yenir, davullar çalınır, şekerler dağıtılır neşe eksik olmazdı.
En kötüsü de başka köylere kız vermekti. Atlılar gelirdi, çamurda kirlenmesin diye toplanıp bağlanmış kuyruklarıyla atlar ve üzerinde aracı-elçi görevi gören berbular. En güzel elbiseleriyle, ellerinde hediye olarak keçiler ve koyunlarla gelirlerdi. Tek sıra halinde ve yavaş yavaş gelen bu atlılar, beklide o güne kadar köyünden dışarı çıkmamış, evleneceği kişiyi görmemiş ve muhakkak köyde bir sevdiği ya da bir seveni olan kızımızı almaya gelirlerdi. Atlarında atlılarında hiç acelesi yoktu, zafer kesindi. Kısa bir davul faslı yapılır, bu arada berbular içerde gelini giydirir, süslenmiş gelin süslenmiş beyaz ata biner, atı damadın bir yakını çeker, arkadan da berbular köyden yavaş yavaş ayrılırdı.
Kız ağlar, ana ağlar, erkekler sakin ve soğuk bir şekilde tokalaşır gelin ailesinden ayrılırdı. Arkasından sadece biz çocuklar giderdik, ailelerimizin izin verdiği yere kadar. Gelin ağlar sesi çıkmazdı, dönüp son kez annesine, küçük kardeşine, evine, mahallesine, köyüne bakmak isterdi, isterdi ama bu ayıp karşılanır ve gelin buna cesaret edemezdi. Başını çevirmeden bakmaya çalışır ama muvaffak olamazdı. Köyü gören son tepeye varan atlılar, kışın gelen atlılardan aldıkları silahları patlatır ve zaferlerini ilan ederlerdi. Buna karşı koymak mümkün olmazdı. Biz, kaybolana kadar atlıların arkasından bakar, cenaze evinin sessizi konumunda olan kız evinin önünden geçer, kışın gelecek atlıları beklemek üzere evimize giderdik ve silah sıkan taraf olmayı dileyerek.
|
|
|
 |
|
 |
|
 |
|
 |
|