Dosya » Makaleler » KENDİ ÜRÜNÜNÜZE NEDEN BALYOZ ? Dosya-bilgileri
   

KENDİ ÜRÜNÜNÜZE NEDEN BALYOZ ?
18.02.2010 von TESLIM TöRE

KENDİ ÜRÜNÜNÜZE NEDEN BALYOZ ?

Musolini’nin subaylarından birisi Pablo Picasso’nun resim sergisini gezerken, Picasso’nun İtalyan faşizmini çizdiği resmin önünde durup, dikkatle bakarak, Picasso’ya “bu resmi siz mi yaptınız” diye sorar? Picasso, “hayır siz yaptınız” diye cevap verir. Şimdi Türk Ordusu da, Musolini’in faşist subayının Picasso’ya “ bu resmi siz mi yaptınız” diye sorduğu gibi, AKP’ nin bizzat mimarı olduklarını unutup, Türkiye halklarına karşı işlemiş oldukları suçların hesabını vermeden, halkla birlikte AKP’ ye de bir balyoz sallamayı planlıyorlar. Hanı, İbibik Kuşu nun yavruları, “anne burası çok kirlendi, başka bir yere taşınalım” deyince Anne kuş, “çocuklar bu akıl bizde oldukça gittiğimiz yeri de böyle yaparız” demiş. Türk Ordusunda bu akıl oldukça, AKP’ye bir balyoz indirse bile, daha başka bir belayla karşılaşmaması olası değil.

Bir dizi cunta yaptılar, nedense bir türlü, aradıklarını bulamadılar. O nedenle de ha bire cunta yapmaya devam ettiler. Son olarak da, “balans ayarı” yapacağız diye Er Bakanı iktidardan indirdiler. Yerine AKP geldi. Buna da balyoz vurma hazırlığı yapıyorlar. Peki Türk ordusu ne istiyor, nasıl bir iktidar, nasıl bir sistem istiyor? 27 Mayıs’ı “sol” adına yaptı. “sol” denebilecek bir 61 Anayasa sı hazırladı. Sonra “bu anayasa dar geliyor , siyasal gelişmeler sosyal gelişmelerin önüne geçti” gerekçesiyle “sağ” bir darbe olan 12 Mart darbesini yaptı. Bu da tatmin etmedi, Sağında sağı olan 12 Eylül askeri faşist diktatörlüğü cuntasını yaptılar. Sonra 28 Şubat, şimdi de “Sarı kız, Eldiven, Kafes, Balyoz” gibi cunta tasarımları ve planları yapıyorlar.

Türk Ordusunun bu darbe tatminsizliğinin nedeni ney acaba? Cuntaları kendisi yapıyor, cunta sonrası hükümetleri kendisi kurduruyor yeni Anayasaları kendisi yaptırıyor, ama bir türlü tatmin olmuyor,darbelere doymuyor. Ordu ne istediğini mi bilmiyor yoksa, bu cuntaları birileri mi ona yaptırdı? Bu kadar cunta dan sonra hala tatmin olmadığına göre demek ki, ordu cuntaları kedi planları, talepleri ya da Türkiye de kendine denk bir sistem kurmak doğrultusunda yapmamış, emperyalizm ona yaptırmış. O nedenle de ordu artık emperyalizm için değil kendisi için cunta yapmayı kafaya koydu. Onu da emperyalizm istemediği için tasarı halinde iken elinde kalıp, yüzüne, gözüne bulaştı.

Ordunun şimdiye kadarki cuntaları ABD’nin isteği doğrultusunda yapması, o nedenle yapmış olduğu bütün cuntalar sonucu hala tatmin olmaması, fakat , AKP’nin iktidara gelmesi sonucu ABD’nin artık tatmin olup, cuntalara dur demesi gerçekliği bugüne kadarki cuntaların mimarının kim olduğunu netçe gösteriyor. Sadece cuntaların değil, “yeşil kuşak” ı, bugünkü iktidar kadrolarını ve bunların iktidar olmasına ön gelen sürecin yine ABD planı doğrultusunda, Ordunun ördüğü de kendiliğinden ortaya çıkıyor. AKP’yi üreten kaynakları, Cami Yaptırma Derneklerini, İmam Hatip Okullarını, din dersinin okullarda zorunlu ders haline getirilmesini, “benim babam imamdı” deyip cebinde nisafla, kuranla Türkiye’nin il, il gezilmesini, dinci ‘yeşil kuşakla” ülkücüleri ittifak içine sokan ve onlara destek verilerek solcuların üstüne saldırtılmasını, binlerce solcunun öldürtülmesini, yüz binlercesinin işkenceden geçirilmesini, siyasi arenanın tümüyle gericiliğe bırakılmasını kim yaptı? “Balyoz” un mimarları değimli?

Bazıları şaşırıyor “neden darbe planları da darbe değil” diyerek? Dünyadaki hiçbir ordunun yapmadığı kadar cunta yapmış, dur durak bilmeden her on yılda bir tekrarlayarak, uzmanlaşmış bir ordu nasıl olurda elindeki cunta planıyla rezil rüşfa olur? İşte bunun nedeni cunta yaptıran gücün taraf değiştirmiş olmasıdır. AKP, cuntacılardan önce, eski cuntaları yaptıran güçle anlaştı, onlara güvence verdi, O gücü, kendisini “deliğe süpürmemesi” konusunda ikna etti, desteğini aldı, ona göre iktidar oldu. O nedenle de, cuntacılar cunta değil plan yapmakla kalıp, planlarıyla birlikte yakalandılar. Artık cunta yapan bir ordu değil, globalizmin doğrudan denetiminde bir iradenin emrinde olan bir ordu konumuna gelmesi gerekiyor. Adamın kağnının gölgesinde yürüyüp, kendi gölgesi sandığı gibi, Ordu da ABD’nin ısmarlaması ile cunta yaptı kendi marifeti sandı. O nedenle de tekrar deneyerek kendini rezil ediyor.

“Balyoz, Kafes, AKP ve Gülen cemaatine yönelik plan,” vb. gibi planları Genel Kurmay başkanı, “biz camiye nasıl bomba atarız” diyerek, büyük bir feryatla reddediyor. “Askere Allah ,Allah sözleriyle taarruza geçiren bir ordu, Allahın evi camiye nasıl bomba atar” diyor? Allah dan daha fazla değer verdiğiniz, Atatürk’ün evine bile bomba attınız, camiye neden atamazsınız? 12 Eylül öncesi camiye de bomba atmadınız mı? Çorum da ne yaptınız? “Aleviler camiyi bombaladı” diyerek, caminin duvarında oluşmuş olan siyahlığı saatlerce devlet televizyonundan gösterip, suni halkı kışkırtıp, Alevilere saldırtmadınız mı? Bütün bunlar yapmadığınız şeyler mi? Solu, Alevileri onlarca yıl nasıl, neyle sindirmeye yok etmeye çalıştınız? Camileri sürekli provokasyon malzemesi yapmadınız mı? Camilerin Allahın evi olduğunu yeni mi hatırlıyorsunuz? Bu kadar amacı belirsiz, size ait olmayan, hiç biri işinize yaramayan, o nedenle de yaptıktan sonra yenisinin hazırlıklarına başladığınız , her seferinde de cunta ortamı yaratmak için acımasızca ezdiğiniz, cuntaların deneme tahtası haline getirdiğiniz bu halka hiç acımıyor musunuz?

Başbuğ, “Camiye nasıl bomba atarız, kendi uçağımızı nasıl düşürürüz” diyerek bu ikisine itiraz ediyor. Planda çocuk ve insan öldürmek de var. Ama Başbuğ:” nasıl çocuk öldürürüz, nasıl kendi insanımızı öldürürüz” diye itiraz etmiyor. Çünkü binlercesini on binlercesini faili belli ve faili meçhul olarak öldürdüler. Bunu bütün dünya biliyor. Öldürdüler Kürt ve Türk halkının, öncü kadrolarını, çaplı insanlarını, geleceği görenlerini, zulme, işbirlikçiliğine karşı çıkanlarını, toplumun dokusunu değiştirdiler. Arena tümüyle, işbirlikçilere, “deliğe süpürülecek” tihniyette ki insanlara kaldı. Ordunun bu yöntemiyle gelinmiş olan yer işte burasıdır. Bunlar hep ordunun eserleri, kendi eserine neden balyoz vurmaya kalkıyor, anlaşılır gibi değil.

Belli ki emperyalizm, Türk ordusunun bütün dokularına işlemiş, onu özel ve tüzel kişiliğinden uzaklaştırmış, bam başka bir özel ve tüzel kişiliğe büründürmüş. Seksen yıldır Türkiye’yi yöneten ana erk olması, üç darbe, bir “balans ayarı”,bir E- muhtıra, bir çok provokasyon ve bu günde bir dizi plan saçmalıkları yapması, emperyalizmin geri kalmışlığın pedagojisi politikasının ne kadar etkili olduğunu netçe göstermektedir. bütün bunlar; bir milyona yakın insanın, emir komuta içinde hareket etmesi, organize bir şekilde davranması, ve bir ulusu temsil etmesine rağmen emperyalizmin geri kalmışlığın pedagojisinin karşısında ne kadar zavallı bir konuma düştüğünü gösteriyor.

Kocaman bir güç,ne istediğini, ne yaptığını bilmez hale geliyor. Emperyalizmin kendisine yarattırmış olduğu frekanştaynın farkına varamıyor ve farkına varmaya başlayınca “balyozla” ezme tavrına giriyor. Onu da nasıl yapacağını bilmediği için balyoz elinde sap gibi kalıyor. Kendine bilim insanı diyen bir çok insan, emperyalizmin geri kalmış ülkelerde uyguladığı, geri kalmışlığın pedagojisinin, bu somut gerçekliğini görmek yerine hala “şeriat” ve “ mahalle baskısı” korkusu yaymaya çalışıyorlar. Ulusal kurtuluş mücadelesi vermiş, 80 yıl ülke yönetmiş, bir milyona yakın personeli bulunan bir ordunun bu hale nasıl geldiğinin ayırdına bile varamıyorlar.

Teslim TÖRE


Baski görüntüsü   druckbare Version anzeigen
Seite empfehlen   Artikel empfehlen
0 Kommentar(e)   kommentieren
 
Sayfa baslangici nach oben